Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!

22 Temmuz 2014 Salı

Bana bir iyilik yap ve bu gece sesin kısılana kadar ağla.
Bu gece kafanı su dolu küvetin içine sok ve çıkışları tıka.
Lütfen bu gece aynaya bak ve gözlerinde kendini ara. Bulamazsan -ki bulamayacağından eminim- içindeki adamı kus içinden.
Bana bir iyilik yap ve öl bu gece. Öl ki sensiz yaşayamam martavalın has olsun. Öl ki, dilin sözünü tutmuş olsun!
En son öpücüğüm dudağından silinmeden, öl yoksa makdülüm olursun.
Öldürürüm seni.
Yokluğuna dökeceğim yaşları süzdürmem yanağımdan, saçlarımı ellerimle yoldurmam başımdan, tırmalamam kollarımı, bacaklarımı, duvarlarımı.
Öldürürüm seni, bu defa olmaz! Kulağım duymaz, sökemem ağzımdan çığlıklarımı.

Aşar bir gidiş daha karışlık boyumu,
Öptüğüm yerden yemin olsun kırarım boynunu.

Gitme.
Başkasına sevdiremem sevdiğimi.
Gitme ne olur, and olsun öldürürüm seni. !

( MUTO )

21 Temmuz 2014 Pazartesi

YILDIZ GÖZLÜM
  Bu kez alnından öpüyorum Gidiyorum iki gözüm Neden diye sormazsın biliyorum Seni bu yüzden seviyorum. Gece uyurken açık olmasın üstün Ayaza meydan okuma kalın giyin Kendi gider, hatırası kalır Evladiyelik değil aşk dediğin. Kirli sakallarımı sevdiğin günden beri Hasat mevsimi gelmedi yüzüme Ayrılık ensemizden hiç inmedi Ellerimse başka ele değmedi. Sana benden yalan yok Alnım açık gül yüzlüm Hadi sil gözyaşlarını ve hakkını helal et Yıldız gözlüm. Yar yar benim için ağlama Bana o koyar Gezdiğimiz yerler,gördüğümüz günler Yakama yapışırda hesap sorar. Ne bir ölüm ayırıyor bizi Ne de bir celse, sadece gidiyorum Onurum elimde, gururum cebimde Ve seni şimdiden özlüyorum Zenginlik hayallerim fakirlere Baba olabilme özlemimi yetimlere bırakıyorum. Sen şimdi bensiz akşamları sineye çekersin Gizli gizli ağlarsın biliyorum Kimseye yokluğumu hissettirmezsin Seni bu yüzden seviyorum...
( MUTO )
BİR DEVLET NASIL BİTER?

Yavuz Sultan Selim’in kafasına takılan ve onu yoran bir soru vardı. Bir devlet ne zaman çöker ve sonunda ne olur? Bunun cevabını almak için dönemin ünlü Türk alimi Yahya Efendi’ye Sadrazamı gönderdi. 

Sadrazam gitti sordu ve döndü. Yavuz, ne dedi? Diye sorduğunda cevabı söylüyor; “Neme lazım dendiği zaman.” Yavuz, “Başka bir şey söylemedi mi?” “Hayır efendim. Bir tek cümle söyledi.” Bunu uzun bir süre düşünen Yavuz, sonunda ünlü alime mektup yazıyor, bunun açıklanmasını istiyor. “Çeşitli yorumlar yapıyorum, ama doğrusu nedir, onu ancak siz söylersiniz” diyor. Ve ünlü alim Yahya Efendi de mektubu yazıp Yavuz’a gönderiyor. Bu mektup şu anda Topkapı Sarayında sergilenmektedir.
Mektup şu: 
“Bir devlette zulüm yayılırsa, haksızlık sıradan bir hale gelirse, işitenler de neme lazım deyip uzaklaşırsa, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yerse… Bilenler bunu söylemeyip susarsa ve gizlerse… Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin feryadı göklere çıkar, bunu da taşlardan başkası işitmezse… İşte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır. Halkın güven ve saygısı sarsılır. Asayişe itaat hisse kaybolur. Halkın umutları yok olur, böylece mukadder hale, kaçınılmaz hale gelinir.”
Bu mektup, 500 sene önce yazılmış; “Devlet nasıl biter ve çökertilir?” Ama Yahya Efendi sanki bugün bizim aramızda yaşıyormuş gibi...

( MUTO )